Gençlere teknoloji korkusunu değil, teknoloji merakını öğretmeliyiz
Değerli Kızılgöz Haber okuyucuları,
İlk köşe yazımda sizlerle teknoloji üzerine konuşmak istedim.
Ama teknolojinin kendisinden çok, teknolojiye nasıl baktığımızı konuşmak istiyorum.
Çünkü teknoloji artık hayatımızın dışında değil. Sabah gözümüzü açtığımız andan gece uyuyana kadar telefonlarımız, bilgisayarlarımız, uygulamalarımız ve dijital dünyamız bizimle birlikte.
Peki gençlerimiz bu dünyanın neresinde?
Sadece tüketen tarafta mı, yoksa üreten tarafta mı?
Bence asıl sorumuz bu olmalı.
Bugün gençlerimizin elinde dünyanın en güçlü bilgi kaynaklarından biri var. Birkaç saniye içerisinde dünyanın öbür ucundaki bir bilgiye ulaşabiliyorlar. Bir uygulama üzerinden eğitim alabiliyor, yabancı dil öğrenebiliyor, bir yazılım geliştirebiliyor, kendi markasını oluşturabiliyor ve hatta dünyanın herhangi bir yerindeki müşteriye ürün veya hizmet satabiliyor.
Fakat çoğu zaman biz yetişkinler teknoloji denildiğinde ilk olarak tehlikeleri görüyoruz.
“Telefonu bırak.”
“Bilgisayardan kalk.”
“İnternette çok zaman geçiriyorsun.”
Elbette bunların hepsinin bir karşılığı var. Teknolojinin bilinçsiz kullanımı ciddi bir zaman kaybına dönüşebilir.
Ama belki de çocuklarımıza ve gençlerimize sormamız gereken soru farklı olmalı:
“Bu teknolojiyle ne üretebilirsin?”
İşte bence asıl dönüşüm burada başlayacak.
Çünkü aynı telefon, bir genç için saatlerce tüketilen bir eğlence aracı olabilirken başka bir genç için bir şirketin başlangıç noktası olabilir.
Aynı bilgisayar, bir kişi için oyun oynanan bir cihazken başka bir kişi için dünyanın kullandığı bir yazılımın ilk satırlarının yazıldığı yer olabilir.
Aynı internet, bir insan için zaman kaybıyken başka bir insan için yeni bir meslek, yeni bir gelir kapısı ve yeni bir gelecek olabilir.
Bu nedenle gençlerimize teknolojiyi yasaklamak yerine, teknolojiyi doğru kullanmayı öğretmeliyiz.
Bugünün dünyasında yapay zekâdan dijital ticarete, finansal teknolojilerden yazılıma, siber güvenlikten dijital pazarlamaya kadar birçok yeni alan ortaya çıkıyor.
Daha dün olmayan meslekler bugün milyonlarca insanın çalışma alanı haline geliyor.
Ve daha da önemlisi…
Bu yeni dünyada başarılı olmak için artık sadece büyük şehirlerde yaşamak gerekmiyor.
Anadolu’nun herhangi bir şehrinde yaşayan genç bir insan, doğru bilgiye ve doğru teknolojiye ulaştığında dünyanın herhangi bir yerindeki insanla rekabet edebiliyor.
İşte bu, bizim için büyük bir fırsat.
Türkiye’nin genç nüfusunu sadece teknolojinin tüketicisi haline getirmek yerine, teknoloji üreten bir nesle dönüştürmek zorundayız.
Çünkü geleceğin şirketleri bugün kurulacak.
Geleceğin yazılımları bugün geliştirilecek.
Geleceğin girişimcileri bugün yetişecek.
Ve belki de geleceğin en büyük teknoloji şirketlerinden birinin temeli bugün bir Anadolu şehrinde, bir gencimizin odasında atılacak.
Bunun için gençlerimize önce güvenmeliyiz.
Onlara;
“Sen yapamazsın.”
demek yerine,
“Bir dene.”
demeliyiz.
“Bilmiyorsan öğren.”
demeliyiz.
“Hata yaparsan yeniden başla.”
demeliyiz.
Çünkü teknoloji çağında en büyük sermaye sadece para değildir.
Meraktır.
Merak eden araştırır.
Araştıran öğrenir.
Öğrenen üretir.
Üreten ise geleceği değiştirir.
Ben bu nedenle teknolojiye yalnızca bir sektör olarak bakmıyorum.
Teknolojiyi, gençlerimizin önündeki en büyük fırsat alanlarından biri olarak görüyorum.
Belki de artık çocuklarımıza “Teknolojiyle fazla ilgilenme.” demek yerine, teknolojinin hangi tarafında olmak istediklerini sormalıyız.
Kullanan mı?
Tüketen mi?
Yoksa üreten mi?
Ben cevabın belli olduğuna inanıyorum.
Türkiye’nin gençleri sadece teknolojiyi kullanan değil, teknolojiyi geliştiren, yönlendiren ve dünyaya sunan bir nesil olmalı.
Çünkü teknoloji geleceğin kendisi değil.
Teknoloji, geleceği inşa etmenin araçlarından sadece biri.
Asıl mesele ise o aracı kimin, nasıl ve ne amaçla kullandığı.
Bu yüzden ilk köşe yazımı tek bir cümleyle bitirmek istiyorum:
**Gençlerimizin elinden teknolojiyi almayalım.
Onlara teknolojinin nasıl kullanılacağını öğretelim.**
Çünkü belki de bugün elinde telefon tutan o genç, yarın Türkiye’nin teknoloji geleceğini yazacak.
Sevgi ve saygılarımla
Sevil BAŞ
VayCard Teknoloji







