Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, dikkat!

Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar 400 milyon, Türkiye’de de 20 milyon kişinin hipertansiyonla yaşadığı tahmin ediliyor. Kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olan hipertansiyonun nedenleri arasında genellikle sağlıksız beslenme, genetik yatkınlık, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaşam gibi  faktörler yer alıyor. Ancak özellikle dirençli hipertansiyon, böbreküstü bezinde gelişen bazı kitlelerin aşırı miktarda salgıladığı aldosteron hormonundan kaynaklanabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel  Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, özellikle iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmasına rağmen kan basıncı kontrol altına alınamayan ve potasyum düşüklüğü yaşayan hastaların böbreküstü bezi kitleleri açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek,   yüksek tansiyonun nedeninin ayrıntılı şekilde araştırılması ve tedavinin altta yatan sebebe yönelik planlanması gerektiğini vurgularken, “Günümüzde çoğunlukla kapalı yöntemlerle gerçekleştirilen cerrahi tedaviyle, aşırı aldosteron hormonu salgılayarak kan basıncını yükselten kitle çıkarılmaktadır. Operasyon sonrasında tansiyon normale dönebilmekte veya kullanılan ilaç sayısı önemli ölçüde azaltılabilmektedir” diyor. 

Bu hormon dirençli hipertansiyona neden olabiliyor!

Her iki böbreğin hemen üzerinde bulunan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbreküstü bezleri; kortizol, adrenalin ile aldosteron gibi yaşamsal önem taşıyan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyor. Ancak, böbreküstü bezlerinde gelişen iyi huylu bir kitlenin, vücudun su ve mineral dengesini düzenleyen aldosteron hormonunu aşırı miktarda üretmesi durumunda böbreklerde sodyum ve su tutulması, buna bağlı olarak da potasyum kaybı gelişebiliyor. Bu durum kan basıncının yükselmesine ve hipertansiyona yol açabiliyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, fazla salgılanan aldosteron hormonunun dirençli hipertansiyonun en önemli nedenleri arasında yer aldığını ifade ederken, “Yüksek tansiyonla birlikte potasyum düşüklüğünün görülmesi aldosteron hormonunun fazla salgılandığını düşündüren önemli bulgulardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu bulguların varlığında böbreküstü bezinde hormon salgılayan bir kitle bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerekmektedir” uyarısında bulunuyor.

Kitleler çoğunlukla fark edilmiyor

Böbreküstü bezindeki kitleler çoğu zaman belirti vermediği için genellikle fark edilmiyor. Bu nedenle hastalar iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmalarına rağmen tedaviden istenen sonuç alınamayabiliyor. Uzun süre kontrol altında tutulamayan yüksek tansiyonun ilerleyen dönemde kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Köstek,  “Ayrıca, sürekli potasyum kaybı yaşanıyorsa, kas güçsüzlüğünden kalp ritim bozukluklarına kadar uzanan sağlık sorunları gelişebilmektedir. Hastalar bu değerlerin normale dönmesi için çok fazla miktarda potasyum  takviyesi almak zorunda kalabilmektedir. Dolayısıyla böbreküstü bezi kitlesinde erken tanı ve tedavi son derece önemlidir” diye konuşuyor. 

Tanı süreci ayrıntılı değerlendirmeyle başlıyor

Böbreküstü bezi kitlesinin tanısında ilk olarak hastanın tıbbi öyküsü ve şikayetleri ayrıntılı olarak değerlendiriliyor. Ardından ilgili hormon tetkikleri isteniyor. Kanda hormon düzeylerinde fazlalık tespit edilmesi durumunda, tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi kesitsel görüntüleme yöntemleri kullanılarak kitlenin hangi böbreküstü bezinde olduğu belirleniyor. 

Kapalı cerrahiyle başarılı sonuçlar  alınıyor

Cerrahi tedavide amaç, fazla hormon salgılayan böbreküstü bezi kitlesinin çıkarılmasıyla hormon düzeylerinin en kısa sürede normale dönmesini sağlamak. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, günümüzde bu işlemin çoğunlukla laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemlerle kapalı olarak yapıldığını aktarırken,  “Küçük kesilerle yapılan operasyonun ardından hastalar 1-2 gün içinde normal yaşamlarına dönebilmektedir. Ameliyat sonrası dönemde hastaların hormon düzeyleri düzenli olarak takip edilerek, gerekli durumlarda ilaç tedavileri yeniden düzenlenebilmektedir” bilgisini veriyor. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

  • Related Posts

    Balık sezonu 1 Eylül’de açılıyor: Omega-3 açısından zengin balığın sayısız faydası var

    Balık, kaliteli protein ve Omega-3 yağ asitlerinin yanı sıra A ve D vitaminleri ile iyot, fosfor ve selenyum gibi önemli besin öğelerini de içeriyor.

    3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri başlıyor

    Nilüfer Belediye tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Nilüfer Halk Sağlığı Günleri”, 3-4-5 Eylül tarihlerinde Nilüfer Belediyesi Dr.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    You Missed

    Başkan Çerçioğlu Didim’de vatandaşları Türk Sanat Müziği Korosu konseri ile buluşturdu

    • By KÖSE
    • Ağustos 28, 2026
    • 1 views
    Başkan Çerçioğlu Didim’de vatandaşları Türk Sanat Müziği Korosu konseri ile buluşturdu

    Gloria Cup Basketball 2026 Summer Games heyecanı Gloria Sports Arena’da başlıyor!

    • By KÖSE
    • Ağustos 28, 2026
    • 1 views
    Gloria Cup Basketball 2026 Summer Games heyecanı Gloria Sports Arena’da başlıyor!

    Başkan Büyükakın’dan yerinde inceleme

    • By KÖSE
    • Ağustos 28, 2026
    • 1 views
    Başkan Büyükakın’dan yerinde inceleme

    3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri başlıyor

    • By KÖSE
    • Ağustos 28, 2026
    • 2 views
    3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri başlıyor

    Balık sezonu 1 Eylül’de açılıyor: Omega-3 açısından zengin balığın sayısız faydası var

    • By KÖSE
    • Ağustos 28, 2026
    • 1 views
    Balık sezonu 1 Eylül’de açılıyor: Omega-3 açısından zengin balığın sayısız faydası var

    Başkan Çerçioğlu Aydın’ın ulaşım ağına yeni bir yol daha kazandırıyor

    • By KÖSE
    • Ağustos 28, 2026
    • 1 views
    Başkan Çerçioğlu Aydın’ın ulaşım ağına yeni bir yol daha kazandırıyor